16 Temmuz 2008 Çarşamba

Üç boyutlu filmlere geçiyoruz

Vizyona girecek olan yeni filmler yüksek çözünürlüklü tam HD kalitesinde 3D sinema keyfini sunacak. Türkiye'deki salonlar da bu yeni teknolojiye hazırlanıyor.

Üstün görüntü kalitesiyle 3D (üç boyutlu) sinema deneyimine "gerçekçilik" kazandıran REAL D sistemi gnctrkcll’in katkılarıyla Türkiye'ye geldi. Cinebonus sinemalarındaki REAL D sinema gösterimlerinde sinema severler bir ilki yaşarken, gnctrkcll üyeleri de çeşitli avantajlardan yararlanacak.REAL D 3D sistemiyle 18 Temmuz'da gösterime girecek "Dünyanın Merkezine Yolculuk", bu tekniğe uygun üretilen ve animasyon olmayan ilk film olma özelliğini taşıyor. Konusunu Jules Verne'in ünlü romanından alan filmin başrollerinde Brendan Fraser, Josh Hutcherson ve Anita Briem yer alıyor.
REAL D 3D gözlükleriEkrandaki sağ ve sol görüntülerin beyinde birleşmesi ve derinlik algısının gerçekleşmesini sağlayan özel REAL D 3D gözlükleriyle izlenebilen film gözlüksüz izlendiğinde ise yukarıda solda yer alan bulanık görüntüyle karşılaşıyorsunuz. Öte yandan sinemada özel olarak verilen bu gözlükler, film dışındaki gündelik kullanımlara da uygun değil.

3 boyutlu görüntü nasıl oluşuyor? 3D filmlerini iki ayrı film gibi düşündüğümüzde, kameralar bir film karesini çekmek yerine biri sol gözünüz biri sağ gözünüz için iki film karesini yakalıyor. REAL D teknolojisi ise, bir dijital sinema projektöründen yansıyan görüntülerin iki akışını sunuyor. REAL D filmler, sağ gözünüzün sol gözle görmesini ve tersini engelleyen polarize filtreli özel bir gözlük takarak izlenebiliyor. 3D algısı ise beyninizin daha sonra iki görüntüyü kesintisiz birleştirmesi ile oluşuyor.

Normalde filmlerde 44 kare geçişi varken dijital olarak hazırlanan ve REAL D destekleyen filmlerde bu rakam saniyede 144 kareye çıkıyor. Böylelikle çok daha üst düzeyde görüntü kalitesi de elde edilebiliyor.

Yakın gelecekte çok 3D film olacak mı? Önümüzdeki iki yıl içinde piyasaya verilmesi planlanan otuzun üstünde film bu teknolojiyi kullanacak. Aralarında Jim Cameron, Steven Spielberg, Peter Jackson, Robert Zemeckis, ve Tim Burton gibi önemli film yapımcılarının yer aldığı isimler 3D filmler yapmaya başladılar bile.

8 Temmuz 2008 Salı

Pioneer optik diske 400GB sığdırdı

Evet yanlış okumadınız. 16 katmanlı Blu-ray optik diskin kapasitesi 400GB seviyesine ulaştı. Her bir katman 25GB veri depolayabiliyor.

Teknoloji her geçen gün daha da ileriye doğru hızlı bir gelişim gösteriyor. Blu-ray disklerin çıkmasıyla kapasitenin sınırları da zorlanmaya başlanmıştı. Henüz çok yeni olan bu gelişme kısa süre içerisinde daha da ileriye taşındı ve Pioneer tek bir optik disk üzerinde 16 katman yaratmayı başararak 400GB seviyesinde depolama yapılmasına olanak sağladı.
Daha da güzel olan haber ise geriye doğru uyumluluk için çalışmalarda bulunulması. Teknik özellikler ve mercek yapısı bozulmadan ulaşılan bu yeni teknoloji için prototip bir ürün de üretildi.Şimdilik ürünün ne zaman piyasaya çıkabileceği veya mevcut Blu-ray oynatıcılarda çalışıp çalışmayacağı bilinmiyor. Pioneer, yeni teknolojisi hakkındaki detayları 13 Temmuz'da Hawaii'de düzenlenecek olan "Optik Hafızalar ve Optik Veri Depolama 2008" adlı uluslararası sempozyumda paylaşacak.

8 Haziran 2008 Pazar

Hayat Tecrübesi

Dün akşam vizyona yeni giren bir film izledim 21 adında. Film bir grup zeki üniversite öğrencisinin(ki bu üniversite Amerika'nın en önemli teknik üniversitesi olann MIT'dir.) blackjack oyununda kartları sayabilme kabiliyetlerini kullanarak para kazanmalarını konu almış bir filmdi. Ama benim anlatmak istediklerim ne blackjack üzerine ne de öğrencilerin çok zeki olmaları üzerine. Benim anlatmak istediklerim filmin başrol oyuncularından olan Ben karakterinin Harvard'a girmeye hak kazanması ve bunun için üniversite rektörüyle arasında geçen bir konuşma üzerine. Ben bu üniversitenin medikal bölümüne girmek onun için dünyanın en önemli olarlarından biri olduğunu ve bugüne kadar girdiği her sınavdan birincilikle ve en yüksek puana yakın puanlarla ayrıldını anlatmaya çalışıyor ve okul tarafından verilen bursun kendisine verilmesini talep ediyor. Fakat rektör Ben'e can alıcı noktayı söylüyor ve diyor ki senin gibi başka kişilerde bu bursu almak için can atıyor ve hak ediyorlar, bu bursu almak için hayat tecrüben seni farklı kılmalı diyor ve senin farklı olan hayat tecrüben nedir diyor. Sonuç olarak farklı bir hayat tecrübesi anlatamadığından(sunamadığından) dolayı gerekli burs için müracatı askıya alınıyor ve bir süreliğine gitmek zorunda kalıyor. Fakat filmin sonunda öyle bir hayat tecrübesi anlatıyor ki mecburen onu almak zorunda kalıyorlar Harvard sıralarına. Buraya kadar olan satırları okuyan herkes gayet normal bir film bunu ilginç kılan veya bunu buraya taşımanı sağlayan nedir? dediğinizi duyar gibiyim.

Bugün hem bir staj görüşmesi hem de bir iş imkanı olarak bir firmaya gittim. Hem de bir tanıdık vasıtasıyla. Herşey güzel başlamıştı muhabbet, tanışma faslı ve kendimi ifade etmek açısından. Bir süre sonra bildiğim programlama dillerinin hangileri olduğunu sorduklarında hemen C# ve .net'in diğer bir kaç dilini daha saydım ama aldığım cevap aynı az önce anlattığım profesörün verdiği cevap gibiydi benim için. PHP üzerine hiçbir proje ürettin mi? Yani hayat tecrübem yeterli miydi? Başkalarından (C#,aspx bilenlerden)beni farklı kılan neydi? Ben de Filmdeki Ben karakteri gibi cevap veremedim ve malesef oradan çıkmak zorunda kaldım. İşte o zaman aklıma gelen ilk şey izlediğim 21 filmiydi. Bu bana hayat tecrübemi arttırmam gereken bir ders niteliğindeydi ve ben oraya tekrar döndüğüm de kabul edileceğimden eminim. Çünkü hayat tecrübemi arttırmak için ilk adımımı attım bile. PHP öğrenmeye başladım vakit kaybetmeden. Benim için o filmde başrol oyuncusu olmak gibi bir deneyimdi. Geri döndüğümde hayat tecrübelerimi bu sefer aktarmada sessiz kalmayacağımdam eminim.

2 Haziran 2008 Pazartesi

MySQL Semineri

Bilgi Üniversitesi Dolapdere Kampüsünde gerçekleştirilenMySQL seminerine katılma fırsatı buldum.Gayet faydalı bir seminer oldu benim açımdan. Ama dikkatimi çeken bir kısım ise dünya çapında tanınan bir kişinin seminerine katılımın az olmasıydı. Bunun nereden kaynaklandığı da bir araştırma konusu bence. Seminerde genel olarak Sun' ın MySQL ' i satın alması üzerine ve MySQL in yapısından bahsedildi. Semineri veren kişi MySQL de vice-president görevini sürdüren Kaj Arnö idi.
Kaj Arnö hakkında kısa bir bilgi vermek gerekirse;
"Sun Microsystems MySQL Başkan Yardımcısı Kaj Arnö, 14 yıl girişimciliğin ardından 2001 yılında MySQL ailesine katıldı. Şirketini ikiye bölerek MySQL Eğitimi’ne odaklanan yarısını MySQL AB’ye sattı ve Eğitimden Sorumlu Başkan Yardımcısı olarak MySQL’in eğitim bölümünü kurdu. Arnö, MySQL’de Profesyonel Hizmetlerden Sorumlu Başkan Yardımcılığı, Servislerden Sorumlu Başkan Yardımcılığıve Mühendislikten Sorumlu Başkan Yardımcılığı gibi görevlerin ardından 2005’te şirketin Topluluk İlişkilerinden Sorumlu Başkan Yardımcılığını üstlendi. MySQL AB’nin Sun tarafından satın alınmasının ardından Arnö halen MySQL’in topluluk çabalarına öncülük ediyor ve zamanının büyük bölümünü Sun ekipleriyle, müşterileriyle ve topluluklarıyla farklı kurumlarda ve coğrafyalarda toplantılar yaparak MySQL’in Sun elçiliğine ayırıyor."
Seminere bir sürprizle başlayan Kaj Arnö konuşmasının ilk birkaç dakikasını Türkçe yaptı ve katılanlardan büyük bir alkış aldı. Bu türkçe kısımda kendinden biraz bahsederek Sun'ın neden MySQL'i almasına izin verdiklerini anlattı.
Daha sonra konuşmasını ingilizce sürdürerek kendisinin developer terimine bakış açısı, kendi sistemlerinde olan bugları ve bu bugların raporlar halinde nasıl tutulduğu, MySQL Forge un ne olduğu(daha detaylı olarak forge.mysql.com), Forge Wiki ve MySQL University, MySQL de çalışanların Blogları ve IRC(internet relay chat ,"MySQL de çalışanlarla birebir program geliştime ve sorular sorabilmeye imkan sağlayan bir sistem") hakkında bilgiler verdi.
MySQL University'nin direct olarak bir bina olmadığı her hafta perşembe günleri internet sitelerinden verdikleri bir eğitim olduğunu da sözlerine ekledi.
Ayrıca bir gönderme yaptı bizlere. MySQL in internet sayfasında bulunan forumlara, ki bu forum sayfaları ülkelere göre ayrılmış bir şekilde bulunmakta, Türkiye'den sadece 5 kişinin üye olduğunu da vurgulamaktan kaçınmadı.
Ayrıca dikkatimi çeken ve kendisininde üzerinde durduğu bir noktada GPL(General Public License) idi.Bu da developerların haklarını koruyan bir sistem.Bu sayade tek başına bir ürün geliştirebilen bir kişinin bu üründen pay almaya hak sahibi olabiliyor. Open source olmayan bir firma da geliştirildiği takdirde bunun firmanın ürünü olduğu için developer'a her hangi bir pay verilmediği de söyledikleri arasındaydı.
Benim gözlemleyebildiklerim bu kadar. Vermiş olduğum bilgilerde benden kaynaklanan bir eksik varsa affola.

31 Mayıs 2008 Cumartesi

Cisco TelePresence teknolojisi kişisel ofislere giriyor

Cisco TelePresence teknolojisi kişisel ofislere giriyor

Cisco, seyahat maliyetlerini düşüren ve farklı lokasyonlardaki kişilerin sanki aynı odadaymış gibi karşılıklı olarak görüşmelerine olanak tanıyan TelePresence teknolojisinin kişisel ofisler ve büyük gruplar için olan iki yeni modelini tanıttı.
Cisco'nun firmaların iş yapış şekillerinde önemli bir değişikliğe olanak tanıyan birlikte çalışma teknolojisi olan TelePresence, sunduğu gelişmiş ses, yüksek çözünürlüklü görüntü ve etkileşimli ortam sayesinde kişilere farklı bir toplantı deneyimi sunuyor. Cisco TelePresence sayesinde firmalar satış ve ürün geliştirme süreçlerini kısaltırken operasyonel verimliliği artırıyorlar.
Cisco'nun TelePresence ürün ailesine eklediği yeni modeller olan Cisco TelePresence System 500 ve Cisco TelePresence System 3200 ile birlikte Cisco TelePresence System 1000 ve 3000'den oluşan ürün ailesi, farklı sanal toplantı ihtiyaçlarına yönelik olarak genişlemiş oldu.

Bireysel kullanım için düşük maliyetli TelePresence sistemi


Cisco TelePresence teknolojisinin tüm gücünü bünyesinde barındıran Cisco TelePresence System 500, yenilikçi TelePresence teknolojisini kişisel ofislere taşıyor. Diğer TelePresence modellerine oranla daha küçük boyutlara sahip olan Cisco TelePresence System 500, çalışanların ofislerindeki masalarından kalkmadan geniş grup toplantılarına katılmalarına ve uzak mesafedeki veya farklı ofislerdeki kişilerle yüzyüze görüşme yapabilmelerine imkan tanıyor.
Yeni model ayrıca, orta ölçekli firmalara, iş ortakları, müşterileri ve tedarikçileriyle TelePresence teknolojisi sayesinde iletişim kurmaları için TelePresence teknolojisine düşük maliyetle giriş yapmalarını olanak sağlıyor.
Cisco TelePresence System 500, 37 inç yüksek çözünürlüklü ekran ve kamera, gelişmiş yeteneklere sahip mikrofon sistemini, gelişmiş hoparlör sistemi ve özel olarak tasarlanan ışıklandırmasıyla bir masanın veya kaidenin üzerine yerleştirilebilecek veya duvara asılabilcek komple bir yüksek çözünürlüklü çözüm olarak sunuluyor. Cisco TelePresence System 500, kullanıcıların sanal toplantılara eşit bir katılımcı olarak katılmasına ve diğer Cisco TelePresence odalarında gerçek boyutlarda görünmesine olanak tanıyor. Cisco TelePresence System 500 ayrıca ofislerde ikinci bir monitör olarak kullanılabiliyor ve Cisco Digital Media Systems ürün ailesine entegre olarak bu sistemden yayınlanan içerikleri görüntüleyebiliyor.


Artık kalabalık toplantılar sanal olarak yapılabilecek

Cisco TelePresence System 3200 ise altı kişilik Cisco TelePresence System 3000'in başarısı üzerine inşa edilmiş bir model. Ürün, kalabalık grup toplantıları için sanal toplantıya ikinci bir sıra ekleyerek oda kapasitesini üçe katlıyor. Genel merkezler veya geniş bölgesel ofislerin kullanımı için tasarlanan Cisco TelePresence System 3200, katılımcıların büyük çoğunluğunun bir lokasyonda olduğu geniş grupların karşılıklı olarak toplantı yapmaları veya eğitmenin farklı, sınıfın farklı lokasyonlarda olduğu eğitimler için ideal bir çözüm.
Diğer Cisco TelePresence modelleri gibi her iki tarafta da tüm katılımcılar için yüksek kalitede ses ve video deneyimi sağlamak amacıyla tasarlanan Cisco TelePresence System 3200, ikinci sıra için yükseltilmiş platforma da ihtiyaç duymuyor. 12 ve 18 katılımcılı oturum düzenine uygun, yeni kamera mercekleri, arka sıradakilerin seslerini de temiz şekilde almaya olanak tanıyan mikrofonları ve data paylaşımı için saniyede 30 kare görüntüyü destekleyen yeni codec ile Cisco TelePresence System 3200, gelişmiş pek çok özelliği bünyesinde barındırıyor.

14 Nisan 2008 Pazartesi

Sun Microsystems 'süper bilgisayar' üretecek

Amerikan Savunma Bakanlığı’nın, daha hızlı, daha az enerji harcayan ve daha az yer kaplayan "süper" bilgisayarlar yaratmak için planladığı yeni araştırması için Sun Microsystems’le anlaşma yaptığı bildirildi. Sun Microsystems’ten yapılan yazılı açıklamada, Amerika Birleşik Devletleri Savunma Bakanlığına bağlı olarak çalışan Savunma Gelişmiş Araştırma Projeleri Ajansının (DARPA), Sun Microsystems’ın mikroçip bağlantılarını optik ağlar aracılığıyla sağlamaya yönelik 5,5 yıllık araştırma projesi için 44,29 milyon dolar ayırdığı aktarıldı. Sun Microsystems’in yeni projesinin, düşük maliyetli, yüksek performanslı ve yüksek üretkenliğe sahip sistemlerin gelişimini hızlandıracağı belirtilerek, projenin düşük maliyetli bir dizi yongayı birbirine bağlayarak "süper" bilgisayarlar yaratmayı mümkün hale getireceği, böylece bugünün büyük bilgisayar sistemlerinde yaşanan maliyet ve performans sıkıntılarının ortadan kalkacağı vurgulandı. Açıklamada, "Bugüne kadar görülmemiş yüksek bant genişliği, düşük gecikme süresi ve paralel bilgi işlem yongaları arasında daha az enerji harcayan bağlantılar sağlayacak olan bu proje, birçok kurum ve kuruluşun enerji araştırma, bioteknoloji ve hava modelleme gibi yüksek performans ve iletişim ihtiyacı barındıran uygulamaları kullanmasına olanak tanıyacak" denildi. Sun’ın programının optik sinyallemeyi tek bir sanal "makroçip"te düşük maliyetli yonga dizileri oluşturan yeni bir teknoloji ile birleştirdiği, uygun fiyatlı yongaların bu şekilde bir araya gelmesiyle, çok büyük boyutlarda tek bir yonga gibi çalışan sistemler oluşacağı ifade edildi. Makroçipteki uzun bağlantıların, düşük gecikme süresi, yüksek bant genişliği ve silikon optiğin düşük enerji tüketimine olanak tanıyacağı, Sun ve DARPA’nın bu program ile bu optik bağlantıların maliyetini çok daha ciddi biçimde düşürecek teknolojileri araştıracağı ve böylece yeni sanal "süper" bilgisayarların doğacağı kaydedildi.